YENİ!" Türkiye ve Covid-19 " adlı yazımız yayında!!! Hemen Oku
Mikro İktisat

Her birey tüketici midir? Tüketici doyumsuz mudur?

2 Dakikalık Okuma Süresi

Tüketici teorisi, İktisat eğitiminde karşılaşılan ve öğretilen konuların başındadır. Çünkü, temel piyasa öznelerinin en basit hallerini anlamlandırmak için kullanılır. Eğitimin devam eden sürecinde, aktarılan mekanizmalar ve teknik meseleler illaki tüketici teorisiyle kesişecektir. Konunun içeriğine değinmeden önce ufak çaplı bir terminolojik gezinti yapmak istiyorum.

Tüketici, “Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse, müstehlik” TDK Güncel Türkçe Sözlüğü bu tanıma yer vermiştir. Eğer iktisadi kavramlara hakimiyette eksiksek bu kavram bizlerin teorik bir yaklaşımda bulunmasını engelleyecektir. Tüketici ve teori kelimeleri bu nedenle tek başlarına oldukları zamankinden daha büyük anlamlar ifade etmektedirler. Tüketici, piyasa içerisinde yer alan, hareketli, özgür tercihlerde bulunabilen ve piyasada ki durumu talep faktörü ile şekillendirme gücüne sahip kimselerdir. Bu tanım, teorik bir yaklaşımda bulunmaya daha elverişlidir. Kavramsal açıdan tüketicinin faaliyet aracı olan mallar da oldukça mühimdir. Genel anlamda fiziki bir ürün ya da soyut bir hizmet gibi tanımlamalara sığabilmektedir. Karşılığının ekonomik bir değeri bulunması gerekmez. Fakat bu tür ekonomik karşılığı olmayan mallar literaürde “serbest mal” olarak nitelendirilirler.

Teori kelimesini incelemek gerekirse, TDK “teori” kelimesini “kuram kelimesine endekslemiş bulunmakta. Buna göre kuram, “Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü”,” Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi” gibi tanımlar ile sunulmuş bulunmakta. Bakıldığında sosyal bilimleri sosyal bilim yapan özelliklerden birisi kesinlik garantisi vermeden görüş bildirme özgürlüğüdür. Bu minvalde görüşlerinizi sosyal meselelere hizmet etme adına sunmalısınız. “Bilim bunun neresinde ?” sorusu her zaman kafa kurcalamıştır. Bilim, aslında tamda teori de. Bir teori sunulur ve antitezler bu teoriyi çürütmek için üretilir. Sosyal yapı bu döngünün içerisinde kendisine bir yer bulur, sosyal olgular gelişir ve bilgi elde edilir. Tüketicileri, bu makro sistematiğin mikro ölçekli varlıkları, bazen hayati bir deformasyona sebebiyet veren kılcal bir damarı gibi düşünebiliriz. Tüketirler, üreticiyi üretmeye motive ederler. Hoş ! “Say Kanunu” böyle demez ama sosyal bilimciler zıtlaşmayı severler neticede. Tüketici, tatmin düzeyini korumaya yönelik tercihlerde bulunur. Klasik okula göre, her birey rasyonel düşünme yetisine sahiptir, homo economicus türüdür. Duygularından sıyrılmıştır, hamleleri kazanmaya yöneliktir, ne pahasına olursa olsun fayda isterler. Bazı iktisatçılar faydayı ölçebilmek gibi uçuk düşüncelere sahiptir, bazıları ise faydanın yalnızca sıralanabileceği fikrindedir.

Tüketim sürecinde hem ekonomik düzene ayak uydurma adına hem de bireysel bir değerleme için mallar sınıflandırılmıştır. Gelir, ikame durumu gibi pek çok faktör malların sınıflandırılmasına kılavuzluk etmiştir.

İşin özünde ulaşmak istediğim yer, iktisat dersleri alırken grafikler içerisinde bazen boğulduğumuz bazen de konunun özüne erişmekte zorlandığımız yerleri açıkça ortaya koymaktır. Özellikle mikro ekonomi gibi soyut kavramların modellemesinden oluşan bir ders yüklenicisine başta bir külfet gibi görünmektedir. Bu yüzden mantıksal sınırlar üzerinde durulan meselelerin doğasına uygun mantıksal bir çerçeve kurmak gerekir. Aksi halde elde ettiğiniz akademik başarı matematik becerilerinize ya da ezber yeteneğinize aittir. Bu da İktisat eğitiminin en büyük illüzyonlarından birisi maalesef. İlerleyen zamanlarda bir sunum görevinde ya da iktisadi sohbetin içerisinde eksikliğini hissetmemek adına edinilmesi gereken kazanımlardandır.

Anahtar Kavramlar:

*Tüketici

*Mal

*İhtiyaç

*Fayda

*Denge

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir